İşçiler düşük ücret ve yoksulluk sarmalında

İşçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle başlattığı hak arama mücadelesinin farklı ülkelere yayılmasıyla ortaya çıkan 1 Mayıs, dünyanın dört bir yanında emek ve işçi bayramı olarak kutlanıyor.

İşçiler ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlarken, işçilerin geçinme koşulları bu yılın önemli gündem maddelerinden birini oluşturuyor.

Son yıllarda sert artan enflasyon nedeniyle geçinme koşulları her geçen gün daha da zorlaşmaya devam ederken ücretlere yapılan zamlar enflasyonun altında kalıyor, işçilerin ücretleri erimeye devam ediyor.

İŞÇİLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜ SENDİKASIZ

TÜİK verilerine göre, 2023 yılı Şubat ayında Türkiye’de 14 milyon 515 bin 554 ücretli çalışan bulunuyor. Bu rakama kayıtdışı çalışanlar dahil değil.

İş gücü verilerine göre ise Türkiye’de 2022 yılı dördüncü çeyreğinde toplam istihdam yıllık bazda 31 milyon 556 bin kişi olurken bunun 22 milyon 604 bini ücretli veya yevmiyeli çalışanlardan oluştu.

Böylece Türkiye’de ücretli çalışanların toplam çalışanlara oranı yüzde 71,6 oldu. Ücretli çalışanların çalışma çağındaki nüfusa oranı ise yüzde 34,8 oldu.

Öte yandan işçilerde sendikalaşma oranı da 2023 yılında oldukça düşük kaldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının iş kollarındaki işçi ve sendikaların üye sayılarına ilişkin Ocak 2023 istatistiğine göre, işçilerin yalnızca yüzde 14,42’si sendikalı. Sendikalı işçi sayısı ise yalnızca 2 milyon 330 bin 988.

ASGARİ ÜCRETLİ ORANI ÇOK YÜKSEK

Yapılan son zamla birlikte asgari ücret 2023’te 8 bin 506 TL seviyesine yükseltilmişti. Türkiye’deki ücretli çalışanlar, geçtiğimiz yıllarda düşük ücretlerle ve artan enflasyona karşı eriyen maaşlarla mücadele etmek zorunda kaldı.

DİSK-AR verilerine göre, 2022 itibariyle Türkiye’de özel sektörde çalışan işçilerin yaklaşık yüzde 65’i asgari ücrete civarında (yüzde 10 komşuluğunda) maaşlar aldı.

Ancak özel sektör işçilerinin yüzde 22’si asgari ücrete dahi erişemedi. Özel sektörde asgari ücret ve altında ücretle çalışanların oranı yüzde 50,4, asgari ücret civarında çalışanların oranı yüzde 64,7 oldu.

İŞÇİLER ENFLASYONLA BOĞUŞUYOR

Türkiye’de 2023 Mart ayında yıllık resmi enflasyon yüzde 50,51 olurken gıda enflasyonu yüzde 67,89 oldu. Enflasyon, geçen yıl yaşanan kur şoklarının ve enerji fiyat artışının etkisiyle ekimde 24 yılın zirvesi olan yüzde 85,51’e yükselmiş, yılı yüzde 64,27 ile kapatmıştı.

Türkiye’de Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı ise (4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı), 10 bin 135 TL oldu. Yoksulluk sınırı (gıda, konut, ulaşım, eğitim vb. zorunlu aylık harcamalarının tutarı ) ise 33 bin TL oldu.

Asgari ücret her yıl zamlanırken artan enerji ve gıda fiyatları nedeniyle ocak ayında yaklaşık 1 asgari ücrete denk gelen açlık sınırı, ilerleyen aylarda asgari ücretin üzerine çıktı ve asgari ücretli işçiler her yılın büyük bölümünde açlık sınırının altında yaşamaya devam etti.

İŞÇİ AÇLIK SINIRININ ALTINDA KAZANIYOR

Asgari ücretle geçinen milyonlarca işçi halihazırda yılın büyük bölümünde açlık sınırının altında yaşamaya devam etti. 2022’de yılın ikinci ayında açlık sınırının altında kalan asgari ücret, bu yıl daha işçinin eline geçmeden açlık sınırının altında kaldı. Ocak 2023’te açlık sınırı 8 bin 864 TL’ye yükselerek asgari ücretin üzerine çıktı.

Geçtiğimiz yıl çok sert yükselen enerji ve gıda fiyatları nedeniyle şubat ayında açlık sınırı asgari ücreti geride bırakmıştı. Temmuzda yapılan ara zamla asgari ücret 5 bin 500 TL’ye çıksa da o dönem 6 bin 856 TL olan açlık sınırının altında kalmıştı.

Asgari ücret açlık sınırının altında seyrederken kamu çalışanları da de açlık sınırı seviyelerine mahkum edildi. Türkiye’de en düşük memur maaşı halihazırda 11 bin 396 TL seviyesinde bulurken 32 bin TL olan profesör (1/4) maaşı dahi yoksulluk sınırının altında kalmış oldu.

BÖLÜŞÜM ŞOKU SÜRÜYOR

Öte yandan Türkiye’de emeğin milli gelirden ve büyümeden aldığı pay da yıldan yıla azalmaya devam etti.

Mevsimsellikten arındırılmış veriler cari fiyatlarla gelir yöntemiyle incelendiğinde ise işgücü ödemelerinin GSYH’ye oranının 2022 dördüncü çeyreğinde 2021 ikinci çeyrekteki yüzde 27,6’dan yüzde 21,4’e indiği görüldü. 2022 birinci çeyreğinde ise bu oran yüzde 24,7 olarak belirlenmişti.

Mevsimsellikten arındırılmış veriye göre sermaye payı olan net işletme artığının GSYH’ye oranı bir önceki yılın aynı dönemindeki yüzde 46,3’ten yüzde 50,4’e çıktı.

2018 kur krizinin ardından emeğin payı 2019’da tekrar yükselse de 2020’de corona virüsü pandemisi ile başlayan bölüşüm şoku 2021’de yaşanan kur krizi ile hızlandı. Bu eğilim 2022’de de sürdü.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir